***HAYAL***
HAYAL
Ufkun zirvesi “hayal”…
Ne hayalsiz yaşamak ne de hayalperestçe yaşamak, ikisi de mutsuzluk deryasına açılan birer kapı değil midir? Kıvamında derler ya, işte öyle olmalı “hayal”.
Aslında mani olunamayan duyguların en önde gelenidir “hayal”,yatağa uzandığınızda, mehtaba daldığınızda yada denizin maviliğinde kaybolduğunuz da sürükler sizi en derin mekanlara.Nasıl olduğunu kavrayamadan dağılır sevinç bulutları,hayalin sahrasında. Anlaşılamasa da,kavranamasa da anlık hazzı inkar edilemeyecek kadar leziz bir taam gibidir.
Bazen hayaller insanı gerçek yaşanmışlara, bazense gerçek hikayeler hayaller deryasında sizi kürek çekmeye mecbur eder.Sonuçu hüsran veya kazanmışlık.Ne olursa olsun çekersiniz o küreği,umutla,sevinçle…
Öyle anılar vardır ki hayatta, hayalleri kuvvetli olan insanların mutluluğunun delilidir.Hayali olmasa o mutluluğu zaten vücut bulmayacaktı ki.Hayal etmişti bir zaamnlar sadece hayal. Lakin azim ve sebatı ile hayal olmaktan çıkıp gerçeğin ta kendisi olmuş bir hayal!Azmetmeyen ve inanmayanın insan için sadece hayalden ibaret olan düşünceler azim ve mücadeleci bir ruhun elinde hayal olmaktan çıkar,gerçeğe dönüşür.
En büyük icatları yapan hayalperest insanları hepiniz duymuşsunuzdur.Çevrelerindeki dostları,arkadaşları hayallerini duyduklarında onlara kahkalarla gülmüşlerdi ama hayallerini gerçeğe çevirdiklerinde o hayalperest insanların güldüğü kadar değil.
Hayallerinizin dinçliği kadar mutlu olursunuz.Onların gerçekliğine,vucut bulmasına duyduğunuz kadardır hayat neşeniz.Şayet hayat neşenizi kaybetmişseniz işte gerçek “hayalden” o zaman bahsedebiliriz.Hayal gerçeğe dönüşme ihtimali olan projelerken,hayal düşler alemindeki serap hüviyetini kazanır.Geçmişteki ruhunuza duyduğunuz özlemle baş başa kalır öylece dalarsınız dipsiz kuyulara.Nedir sizi dipsiz kuyuya iten gerçek? Bazen hayallerinizi çalan bir toplum bazen o toplumun ferdi.Niçin bir insanı yok etme pahasına hayallerinizin çalındığını idrak bile edemez,anlam dahi veremezsiniz.Sadece elinden şekeri alınmış bir çocuk masumiyetiyle bakarsınız hayata,boş ,anlamsız ve hayalsiz…
Hırsızın bile çalmasında bir amaç varken,sizin hayallerinizi çalan insanın bir amacı dahi yoktur.Bir anlık zevk için kale yıkan sultanlar gibi anlamsız bir zevk,belki hırs ama kaybedeni için çalınmış en büyük hazine!
Hep düşünmüşümdür insanları mutsuz etmekten haz alan insanları,niçin veya neden bir insanın mutsuzluğu pahasına mutluluğu tercih etme nedenlerini.Cevabı bulunamayacak zor bir sual.
Bir insanın servetine el koymanızın adı aç gözlülük veya dünya hırsı ile açıklanabilecekken.Servetten daha değerli olan hayallerin çalınması olgusunu hangi hırsla açıklayabiliriz ki!Servet tekrar kazanılması mümkünken,hayali tekrar nasıl diriltebilirsiniz ki.
Hırsızlık suçuna verilen cezayı düşünüyorum da, hırsızlıktan daha vahim olan bu suçun cezası nedir acaba?
Malikül mülkü düşünmek ve mahkeme-i kübrayı düşünmek tatminkar olsa gerek!
MUSA KARAKAYA
22.10.2007